Kadın Üyelerimizin 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü İstanbul Sheraton Otel’de Kutlandı

 

       Sendikamız Toleyis`in bu yılki 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, sendikamızın örgütlü olduğu Ataköy Sheraton Otel İstanbul`da gerçekleştirildi. Kadınlar günü etkinliklerinin ilk bölümünde "Eşitlik, Özgürlük, Adalet ve Barış...Ancak Kadınlarla" konulu bir panel gerçekleştirildi. Panelin moderatörlüğünü CHP Eski Milletvekili ve Kadın Kolları Başkanı Sayın Güldal Okuducu yaparken panelin konuşmacıları da şu isimlerden oluştu: Yazar ve Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Sayın Miyase İlknur, Yunanistan İşçi Sendikaları Konfederasyonu Uluslararası İlişkiler Sekreteri Sayın Zoe Lanara, Çağdaş Sinema Oyuncular Derneği Başkan Yardımcısı- sinema ve dizi oyuncusu Sayın Nur Sürer, Karadağ Turizm İşçileri Sendikası Genel Başkanı Sayın Cede Milinic. Ayrıca yazar ve Cumhuriyet Gazetesi yazarı Sayın Şükran Soner de panel öncesi bir konuşma yaptı.



Sendikamızın bu yılki kadınlar günü etkinliğinin yine yurtdışından pek çok katılımcısı oldu; özellikle de yurtdışındaki sendikaların kadın işyeri temsilcileri de etkinliğimizde yer aldılar. Yunanistan İşçi Sendikaları Konfederasyonu Uluslararası İlişkiler Sekreteri Sayın Zoe Lanara, Azerbaycan Hemkarlar İttifakları Konfederasyonu Başkanı Sayın Settar Meybaliyev, Azerbaycan Kent Tasarrufatı ve Gıda Sanayisi Sanayisi İşçileri Sendikası Sayın Tofik Guliyev ile Ilgar Nazerov, Zehra Memedova, Svetlana Safarova, Azerbaycan Tabi Servetler ve Ekoloji İşçileri Hemkarlar İttifakı Sendikası Başkanı Sayın Telman Guliyev ile işyeri temsilcileri Sevinj Adil, Lale Arabkhanova, Azerbaycan Devlet İdareleri Kamu Hizmet İşçileri Sendikası`ndan Nigar Gurbanova ile Tahire Frazaliyeva, Karadağ Turizm İşçileri Sendikası Başkanı Sayın Cede Milinic, Karadağ Tarım, Gıda, Tütün ve Su İşçileri Sendikası`ndan Sayın Veljko Boasic ve Djurdjina Vujoseviç, Sırbistan Catering ve Turizm İşçileri Sendikası Genel Başkanı Sayın Radan Milovanovic ve Olga Mladenovic, Sırbistan Bağımsız Sendikalar Konfederasyonu Başkanı Sayın Ljubisav Orbovic ile Svetlana Mancic, Gürcistan Kent Tasarrufatı, Hafif Gıda ve Emal Sanayisi İşçileri Sendikası Başkanı Sayın Gela Dzabilasvili, Arnavutluk SPILT Sendikası Başkanı Sayın Ismalaja Myftar, Gani Lami ve Engjell Collaku, Arnavutluk BSPSH Başkanı Gezim Kalaja, Bosna Hersek PPDIVUT Sendikası Başkanı Sayın Mehmed Avdagiç, Prvulovic Sonja, Jarebica Aida, Hrustic Amira, Radic Maja, Cutuna Fahrudin, Fetahovic Rifat, Kosova BSPK Konfederasyonu Başkanı Sayın Haxhi Arifi ile Shqipe Ahmeti, Romanya Agro Fratia Sendikası Başkanı Sayın Georgescu P. Ioan ve Kadın Komitesi Başkanı Sayın Cristina Toader, Kırgızistan Gıda Sanayi İşçileri Sendikası Başkanı Sayın Sakınbek Apsaliyev ile işyeri temsilcisi Lidiya Kosinenko, Tacikistan Akrar Sanayi Kompleksi İşçileri Sendikası Sayın Mirali Safarov, Tacikistan Turizm ve Kültür Hemkarlar İttifakı İşçileri Komitesi`nden Sayın Hacıyeva Zarina, Ukrayna Gıda ve İmal Sendikası`ndan Sayın Lyudmila Sirotenko, Tunus Fgat Sendikası`ndan Sayın Ahmed Dhifli ve Habib Rejeb, Mısır Turizm İşçileri Sendikası Başkanı Sayın Maghraby Soliman Saleh, Mısır Turizm İşçileri Sendikası Genel Sekreter Yardımcısı Mamdouh Ryad Sabra,   Mısır Turizm İşçileri Sendikası Genel Mali Sekreteri Sayın Hussein Shaaban Hussein,  Mısır Turizm İşçileri Sendikası Danışmanı Sayın Refaat El-Sayed Metwally 8 Mart kutlamalarına yurtdışından katılan misafirler arasında yer aldı.

    

Panelin açılışını yapmak üzere kürsüye gelen Toleyis Sendikası Toplu İş Sözleşmesi ve Teşkilat Dairesi Müdürü Sayın Hülya Özdemir bütün katılımcılara teşekkür ederek konuşmasına başladı. Özdemir daha sonra organizasyona yurtdışından katılan çok sayıda katılımcıyı sundu ve selamladı. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü`nün bütün kadınlara kutlu olmasını dileyen Özdemir açılış konuşmasını yapmak üzere Toleyis Sendikası Genel Başkanı Sayın Cemail Bakındı`yı kürsüye davet etti.

    

Etkinliğin açılış konuşmasını yapmak üzere kürsüye gelen Toleyis Sendikası Genel Başkanı Sayın Cemail Bakındı, öncelikle kutlamaya yurtdışından gelen misafirlere bizleri onurlandıkları için teşekkür etti ve basına, kadın misafirlere ve üyelerimize hoş geldiniz dedi. Doğrusunun kadınlar günü değil emekçi kadınlar günü olduğunu vurgulayan Bakındı, çalışan kadınların çalışmayanlara oranla daha büyük zorluklar yaşadığına değindi. 1991`den sonra kadın haklarında da daha geriye gidildiğini söyleyen Bakındı günümüz sorunlarından olan kadın cinayetlerinin vahametini de hatırlattı. Kadın haklarının çok geç fark edildiğini vurgulayan Bakındı, bu konuda uğraşlar vermiş olan Duygu Asenayı da rahmetle andı. Kadınlara yönelik pozitif ayrımcılığı uygulayan da ilk sendika olduklarına dikkat çeken Bakındı, üst örgüt IUF`in de aynı şekilde uygulamalarda bulunduğunu söyledi. Toleyis sendikası olarak bu kutlamaların geleneksel bir hal alacak şekilde devam ettirilmesi niyeti olduğunu söyleyen Bakındı, bu konuda bir kamuoyu yaratılmasına yardımcı olmaya çalışan kısıtlı sayıdaki basın mensuplarına da teşekkür etti. Hür bir basının olmadığı yerde demokrasinin de olmayacağını bir kez daha dile getiren Bakındı, basının bugün ise önemli ölçüde susturulmuş olduğunu söyledi. 12 Eylül öncesinde durumun böyle olmadığına dair bilgiler veren Bakındı, buna sahip çıkmamız gerektiğini vurguladı. Bütün katılımcılara bir kez daha teşekkür eden Bakındı 2013`ün herkes için mutlu ve sağlıklı geçmesini diledi.

    

Genel Başkan Bakındı`dan sonra konuşmasını yapmak üzere Cumhuriyet Gazetesi yazarı Sayın Şükran Soner kürsüye geldi. Öncelikle organizasyon için ve davet için herkese teşekkür eden Soner, yeni bir kadın hakları savaşımının çağrısını yapmak istediğini söyledi. 80`ler sonrasında kadın hakları mücadelesinde büyük bir tuzağa düştüklerini söyleyen Soner bir oyunun oynandığını vurguladı. Savaşın işçiler tarafından başlatıldığını; İngiltere`de en tutucu kesimler olan madencilerin kendi yaşamları alt üst olunca bu savaşı başlattıklarını vurgulayan Soner, burada kadınların başı çekmesine de dikkat çekti. Türkiye`deki kadınlar olarak kendilerinin de sokaklara çıktığını aktaran Soner, eşitlik sağlanana kadar kota arayışlarına girdiklerini söyledi. Fakat bu mücadelelerinde bir şeyi atladıklarını söyleyen Soner, kadınları kadın kimliği ile yönetime getirirlerse kadın sorununu çözebileceklerini sandıklarını; kadının kirli ilişkilerde nasıl kullanılabileceğini göremediklerini ifade etti. İran`dan örnek veren Soner, burada da rejimin kadın gücü üzerinden yükseldiğini söyleyerek kadın hakları aleyhine kadınların kullanıldığını ve bunda da başarılı olunduğunu söyledi. İngiltere`de de bunun yapıldığını; kadın işçi sayısının azaldığını; Bosna Savaşı`nda kadınların çektiği eziyetleri anlatan Soner Irak ve Suriye`de de bugün benzer şeyler yaşandığını hatırlattı. Bugün Türkiye Cumhuriyeti`nin en bağımlı medyasının olduğunu söyleyen Soner, bugüne kadar bu kadar kirli bir medyanın yaratılmamış olduğunu vurguladı. Gazetecilerin tutuklu olduğunu, gelir dağılımında ve kadın haklarında en gerilerde olunduğunu söyleyen Soner bu durumun değiştirilmesinin ise kadın ve erkek işçilerin görevi olduğunu vurguladı. Kuralsız çalıştırma ve iş cinayetlerinde de en önlerde olduğumuzu hatırlatan Soner, kadın ve çocuk haklarının katlanarak sömürülmesine de karşı çıkmak zorunda olduğumuzu vurguladı. Bilinçli örgütlülük görevinin bizlere düştüğünü vurgulayan Soner herkese sevgi ve saygılarını sunarak sözlerine son verdi.



    

Soner`in konuşmasının ardından panele geçildi. Panel moderatörü Sayın Güldal Okuducu, panel konuşmacılarını takdim ettikten sonra kısa bir konuşma yaptı. 8 Mart`ın sınıf, emek mücadelesi ve bunun sonucunda hak elde etmenin bir sonucunun sembolü olduğunu söyleyen Okuducu, katılımcıların snedikalı olarak bilinçli bir yaşam sürdürdüğünü söyledi. 8 Mart`ın tarihinden de kısaca bahseden Okuducu, bunun anneler günü gibi doğumgünü gibi kutlanan bir gün olmaması gerektiğini direnişin, hak aramanın, adaletin ve eşitliğin simgesi olduğunu vurguladı. Günümüzde ise bunlardan bahsedemediğimize değinen Okuducu, 2002-2009 yılları arasında önceki dönemlere oranla kadın ölümlerinde % 1400 artış olmasına dikkat çekti. Bundan dolayı herkesin sorumluluk duyması gerektiğini söyleyen Okuducu, daha aydınlık günler dileyerek panelin açılışını yaptı.

    

Panelde ilk olarak Çağdaş Sinema Oyuncular Derneği Başkan Yardımcısı- sinema ve dizi oyuncusu Sayın Nur Sürer "Kadın Aydınlanmasında Sanat ve Sanatçı" konulu konuşmasını yapmak üzere söz aldı ve herkesi selamlayarak konuşmasına başladı. Türkiye`de hiçbir zaman kadına eşit, özgürlükçü ve adaletli bir şekilde davranılmayacağına inandığını söyleyen Sürer, sendikalar da dahil olmak üzere hiçbir yerde eşitlikçi bir anlayış olmadığına dikkat çekti. 8 Mart etkinliklerine sıklıkla davet edildiğini dile getiren Sürer fakat ilk defa bir etkinliğe katıldığını da vurguladı. Kendisinin sinema sektöründe girdiğinde sendikalı da olduğunu anlatan Sürer bundan bir sene sonra ise darbe olduğunu fakat darbeden sonra ilk toplanan sendikalardan birinin de kendi sendikası olan Sine-Sen olduğunu anlattı. 2 yıldır da Oyuncular Sendikası üyesi olduğunu vurgulayan Sürer, maalesef ki buralarda da kadınların sayısının az olduğunu söyledi. 20-30 yıldır ancak bu noktaya gelinebildiğini ve bunun bahşedilen bir şeymiş gibi gösterildiğini söyleyen Sürer, hiçbir zaman 50-50 eşitlik olacağına inanmadığını ifade etti. Bir ülkede politika, sendika neyse sanatın da aslında o olduğunu vurgulayan Sürer, bunların birbirinden ayrı şeyler olmadığını ifade etti. Türk sinemasında 60`lı ve 70`li yıllarda Amerika`daki star sistemine dayalı bir sistem olduğunu ve 4 kadın star üzerine kurulu olduğunu hatırlatan Sürer, hikayeler açısından ise bir eşitlik olmadığını söyledi. Bu dönemdeki filmlerde kadınların hep edilgen, yanlış anlaşılan ve sonunda da erkek tarafından affedilen kişiler olarak kurgulandığını anlatan Sürer, şimdi de kadın hikayelerinin eksik olduğunu; 3 sene öncesine kadar kadın yönetmen bile olmadığını ifade etti. Sürer, genç kadın sinemacıların az da olsa olduğunu ama bunların da seyirciler tarafından görülmediğini, izlenmediğini aktardı. Sektörde fazla çalışmanın, ödenmeyen paraların özellikle de kamera arkası çalışanları için büyük bir sorun olduğunu vurgulayan Sürer, kadın cinayetlerine de değinerek bunların aslında yıllardır yaşandığını ama karakol vakası olarak kaldığını söyledi.

    

Sürer`in sözlerinin ardından "Balkan Ülkelerinde Kadına Bakış ve Kadının Yeri" konulu konuşmasını yapmak üzere Karadağ Turizm İşçileri Sendikası Genel Başkanı Sayın Cede Milinic söz aldı. Panelde bulunmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek konuşmasına başlayan Milinic, bugün en büyük başarının bu kadar çok sayıda kadının bir arada toplanabilmesi olduğunu söyledi. Sosyal ve ekonomik haklar konusunda kendi ülkelerinde de talepleri olduğunu söyleyen Milinic, erkeklerin bu gibi yerlerde en önde oturarak söylediklerini duyması gerektiğini vurguladı. Uluslar arası anlaşmalara göre hareket edilmediğini, bazı yerlerde bunlara hiç uyulmadığını bazı yerlerde ise çok kısıtlı bir biçimde uyulduğunu söyleyen Milinic, önce ne istediklerinin ve nasıl alacaklarının net olarak belirlenmesi gerektiğini ifade etti. Önemli olanın yalnız değil erkeklerle birlikte mücadele ederek onları da dönüştürmek olduğunu söyleyen Milinic, kendi ülkelerinde yaşadıkları deneyimlerden bahsetti. 2006`da bağımsızlığın ilan edildiğini, anayasanın da 26. Maddesinin de kadın hakları ile ilgili olarak düzenlendiğini anlatan Milinic, 2011`de de ayrımcılık ve iş hukuku ile ilgili kanunların çıktığını fakat pratikte yeterince uygulanmadıklarını vurguladı. Bu mücadelenin uzun sürecek bir mücadele olduğunu vurgulayan Milinic, herkese bu mücadelede başarılar dileyerek konuşmasını sonlandırdı.

    

Milinic`in ardından "Krizde Yunanlı Kadınlar" konulu konuşmasını yapmak üzere Yunanistan İşçi Sendikaları Konfederasyonu Uluslararası İlişkiler Sekreteri Sayın Zoe Lanara söz aldı. İstanbul`da doğup büyüdüğünü ve okuduğunu anlatan Lanara, burada konuk sayılamayacağını ve panelde yer almaktan da büyük bir mutluluk duyduğunu ifade etti. 2008 yılından beri devam eden krizin herkesin bildiği üzere Yunanistan`ı da çok kötü bir şekilde etkilediğini söyleyen Lanara, özellikle de krizin etkilerinin kadınlar için ağır olduğunu vurguladı. ILO raporlarına göre mevcut durumun daha da kötüye gittiğine dikkat çeken Lanara, krizden önce ise iyiye doğru bir gidişin olduğunu hatırlattı. Krizde ise kadınların daha çok işlerini kaybettiğini ve atipik denilen çalışma şekillerine maruz kaldığını söyledi. Krizin dünyanın her yerindeki işçileri ve en çok da kadınları etkilediğini söyleyen Lanara, Yunanistan`da da durumun böyle olduğunu; IMF`nin ve AB`nin dayattığı koşulların toplumsal adalete zıt yönde işlediğini; kemer sıkma politikalarının, acımasız vergi yüklerinin 2.5 yıldır uygulandığını anlattı. Savaş sonrası dönemde bile bu kadar işsiz olmadığına dikkat çeken Lanara, Yunanistan`da 1.5 milyon işsiz olduğunu ve bunların çoğunluğunun da kadın olduğunu aktardı. IMF koşullarında ekonomik haklar dışında sosyal haklarda da büyük bir saldırı olduğuna değinen Lanara, TİS`lerin kaldırılıp bireysel sözleşmelerin getirildiğini ve böylece de işverenin her anlamda üstün konuma geldiğini söyledi. Yunanistan`da küçük işletmelerde sendika yoksa işverenin sendika kurabildiğini ve zaten çoğu işletmenin de bu kategoride olduğunu söyleyen Lanara, diğer ülkelerde de bu yönde uygulamalara kayıldığına dair uyardı. Yunanistan`da önceden var olan iş güvencesinin de artık olmadığını hatırlatan Lanara örneğin hamile kadınların işlerine son verildiğini anlattı. Bütün bunlar olurken sendikaların çok sayıda grev düzenlediğini de anlatan Lanara, bunlar olmasaydı durumun daha da kötü olacağını düşündüğünü söyledi. Türkiye`de de kadınların mücadele sonucu bazı haklarını alabildiğini ama tam olarak eşitlik sağlanıncaya kadar hep birlikte mücadele edilmesi gerektiğini vurgulayarak sözlerine son verdi.

    

Daha sonra "Cumhuriyetimizin Kuruluşundan Bugüne Kadın Hareketinin Tarihçesi" konulu konuşmasını yapmak üzere yazar ve Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Sayın Miyase İlknur söz aldı. İknur, konuşmasına Cumhuriyet dönemi kadınları anlatarak başladı ve bu dönemdeki kadın mücadelesinin az sayıdaki eğitimli kadın tarafından yürütüldüğünü anlattı. Savaşta çok sayıda erkek ölünce kadınların zorunlu olarak ekonomik yaşam içerisine girdiğini ifade eden İlknur, Osmanlı`da da kanunların dini esaslara göre yapıldığını, M. Kemal`in ise değişim hazırlıklarına daha bu dönemde başladığını söyledi. İlk seçimlerdeki kadınların durumlarından da bahseden İlknur, nüfus sayımında kadınların sayılması teklif edilince nasıl protestolarla karşılaştığını da anlattı. İlk defa Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile kadınların eğitim hayatına da girdiğini söyleyen İlknur, Türk Medeni Kanunu`nun da önemine değindi. İlknur bu yeniliklerin milletin iradesine bırakılsaydı olmayacağını da ileri sürdü. Medeni Kanun ile evlenme ve boşanmada kadına söz hakkı tanındığını, miras hukukundan eşit yararlanmanın getirildiğini, şahitlik meselesinde eşitlik sağlandığını anlatan İlknur, her konuda da eşitlik sağlanmadığını ifade etti; örneğin ailenin reisi erkek olarak kaldı. Seçme ve seçilme hakkının da aşama aşama alındığını vurgulayan İlknur, önce kadın sayısının belirlendiğini sonra da belediye seçimlerine katılma hakkı verildiğini anlattı. Bu süreçte de Atatürk`ün bütün gezilerinde halkı bilinçlendirmek için bunları anlattığını aktaran İlknur, o dönemdeki kadınların sembol olarak meclise girdiğini ve diğer kadınlara da örnek olmaları için uğraşıldığını vurguladı. Bugün sahip olunan hakların neredeyse tamamının o dönemde alındığını söyleyen İlknur, o nedenle de o günler eleştirilmeden önce bugün yeniliklerin yapılması gerektiğini ifade etti. Eskiden sendikalarda çok sayıda kadın iş yeri temsilcisi olduğunu söyleyen İlknur, şu anda durumun tersine dönmüş gibi gözüktüğünü, değil kadın haklarının işçi haklarının bile kullanılamadığını söyledi. Atatürk ve dava arkadaşları olmasaydı belki haklarının yine alınabileceğini ama çok daha yavaş olacağını ifade eden İlknur, onlara şükran borçlu olduklarını söyledi. Yunan işçi sınıfına selam, dostluk ve dayanışma mesajı da veren İlknur herkesi selamlayarak sözlerine son verdi.

    

Panel konuşmacılarının ardından Toleyis Sendikası Kadın Komitesi üyesi ve Toleyis Sendikası İstanbul Bölge Şube Teşkilat Sekreteri Sayın Filiz Aktaş bir konuşma yapmak üzere kürsüye geldi. Cinsiyetçi ayrımcılığa karşı, adaletli ve barış içinde bir dünya için mücadelenin simgesi olan 8 Mart`ı kutlayan Aktaş, kadınların çalışmasının evdeki konumlarını değiştirmediğini anlatarak sözlerine başladı. Kadınların bu nedenden dolayı çok aktif olamadığını vurgulayan Aktaş, o nedenle yasa yapıcılara çok büyük bir görev düştüğünü söyledi. Bizlerin de kadın mücadelesini yükseltme gibi bir görevi olduğunu söyleyen Aktaş, yaşamanın başkasının yüzünde patlayan tokadın acısını kendi yüzünde hissedebilmek olduğunu ve bu tokatlara karşı kadın dayanışması ile durup yüzümüze kocaman bir gülümseme kondurma dileğiyle sözlerine son verdi.



Aktaş`ın sonrasında Bosna-Hersek PPDIVUT Sendikası Kadın Komitesi Başkanı Sayın Prvulovic Sonja söz aldı. Herkese selamlarını sunan Sonja, tüm Bosnalı kadınlar adına 8 Mart`ı kutladı. Kadın-erkek birlikte mücadele etmenin önemini vurgulayan Sonja, kadının evden çıkıp her alanda var olması gerektiğini söyledi. Bosna Savaşı`ndan sonra hala nüfus sayımı yapılmadığını, kadın sayısının çok olduğunun bilindiğini fakat siyasetle ilgili hiçbir alanda kadınların olmadığını anlatan Sonja, savaşta çok önemli bir yer teşkil eden kadının barış zamanında da öneminin bilinmesi gerektiğini ifade etti. Tarihin çok önemli olduğunu ve bu nedenle herkesin tarihini bilmesi gerektiğini vurgulayan Sonja, bunları anlatan, bilgilendiren herkese çok teşekkür ettiğini söyleyerek sözlerine son verdi.

Son olarak Azerbaycan`dan bir kadın katılımcımız kısa bir konuşma yapmak üzere kürsüye geldi. Acılar çekmiş bir ülkenin kadını olarak selam ve sevgilerini ilettiğini söyledi ve bu acıların hepsini kadınların çektiğini vurguladı. Bütün dünya halklarının dost ve kardeş olmasını ve tek bir bayrak altında birleşmesini dilediğini söyleyen misafirimiz Tofig Bey`e ve Cemail Bey`e kendisini güzel insanlarla karşılaştırdığı için müteşekkir olduğunu söyledi.

Panel sonrasında etkinlik programının ikinci bölümüne geçildi ve kadın katılımcıların ve yurtdışından gelen kadın misafirlerinin tamamının katılımı ile Boğaz Turu gerçekleştirildi. Aynı günün akşamında ise yine bütün katılımcıların yer aldığı yemek organizasyonu gerçekleştirildi ve 8 Mart etkinlikleri böylece tamamlanmış oldu. 
































 

 






 

    

     

 

 

Agtif GOTURKEY TODEM                               
LiveZilla Live Help