18/12/2009 Tekel İşçilerinin Yanındayız.

TEKEL İŞÇİLERİNİN HAKLI MÜCADELESİNİN YANINDAYIZ
AKP HÜKÜMETİNİ UYARIYOR VE EMEĞİN SESİNE KULAK VERMEYE ÇAĞIRIYORUZ

AKP hükümetinin emek karşıtı uygulamaları son günlerde tırmanışa geçti. Hak arayan işçilere, çalışanlara karşı uygulanan şiddet ve bizzat Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı`nın sendikalara yönelik kabul edilemez beyanları bu emek karşıtı tutumun yeni örnekleridir.

Tekgıda-İş Sendikası üyesi 12 bin Tekel işçisi hak mücadelesi için günlerdir Ankara sokaklarında direniyor. Hükümet Tekel işçilerini 657 sayılı Devlet Memurları Yasasının 4-C maddesi kapsamına almak istiyor. 4-C statüsü yılda 10 ay çalıştırmayı öngören, düzensiz, örgütsüz, güvencesiz ve düşük ücretli bir çalışma statüsüdür. Tekel işçileri bu eğreti istihdam biçimini kabul etmiyor, güvenceli, kadrolu ve örgütlü çalışmak istiyor.

Tekel işçilerinin sesine kulak verilmeli ve 4-C ısrarından vazgeçilmelidir. Dahası halen özelleştirme mağduru olarak 4-C statüsünde çalışan onbinlerce işçi çalıştıkları kurumlarda kadroya alınmalı ve mağduriyetlerine son verilmelidir.

Hükümetin Tekel işçilerine yönelik aşağılayıcı tutumunu, “yan gelip yatma” söylemini ve emekçilere yönelik şiddeti ve polis devletini çağrıştıran uygulamalarını kabul edilemez buluyoruz. Aynı anlayışın ürünü olarak polisin, Ankara’da Tekel işçilerine sert bir şekilde müdahale etmesini ve içerisinde Tekgıda-İş Sendikası yöneticilerinin de olduğu bir grup işçinin göz altına alınmasını şiddetle kınıyoruz.

Özelleştirmenin ve kamunun tasfiyesinin acı ve yıkıcı sonuçları ortadayken, demokratik açılım projelerinin tartışıldığı şu günlerde Doğu ve Güneydoğu Anadolu`da işsizliği daha da artıracak yeni özelleştirme girişimlerini, binlerce işçinin mağdur edilme hazırlıklarını ciddi bir toplumsal yıkım hazırlığı olarak görüyoruz. Hükümeti, gündemdeki şeker ve enerji sektöründeki özelleştirme girişimlerinden vazgeçmeye çağırıyoruz.

Hak arayan itfaiye işçilerine, sendikal hakları için mücadele eden demiryolu emekçilerine reva görülen uygulamaları demokratik sosyal hukuk devleti ile bağdaştıramıyoruz. Emekçilere ve sendikalara yönelik bu saldırgan ve hiçe sayan tutumun toplumsal barışı zedelediğine ve gerilimi tırmandırdığına inanıyoruz. Hükümet bu yoldan vazgeçmeli işçinin sesine kulak vermeli ve gereğini yapmalıdır.

Hükümetin emek karşıtı ve bütün dünyada iflas etmiş piyasacı ve neoliberal politikalarına karşı sendikaların ortak duruşu ve kararlılığı büyük önem taşıyor. Bu konuda en büyük görev konfederasyonumuz Türk-İş’e düşmektedir.

Türk-İş Yönetim Kurulumuzu bütün üye sendikaların ortak davranışını sağlayacak, bir kolektif mücadele hattı, politikası ve stratejisi oluşturmaya ve acilen yaşama geçirmeye çağırıyoruz. Konfederasyonumuz Türk-İş sadece üye sendikaların değil diğer emek örgütlerinin de ortak mücadele hattı etrafında birleşmesi için çaba harcamalı, Konfederasyon olmanın, ülkenin en büyük emek örgütü olmanın gereğini yerine getirmelidir.

Genel Merkezi İstanbul’da bulunan Türk-İş’e bağlı sendikalar olarak hak mücadelesi veren Tekel işçilerinin ve diğer emekçilerin yanında olduğumuzu bir kez daha ilan ediyor ve hükümeti emek karşıtı uygulama ve politikalarına son vermeye çağırıyoruz.

Ülkemizde giderek bozulmaya başlayan toplumsal barışın yeniden sağlanmasına, demokrasi, barış, eşitlik ve kardeşlik duygularının pekişmesine en önemli katkıyı emeğin birleştirici gücünün sunacağına inanıyor, herkesi sağduyulu ve demokratik olgunlukta davranışlarda bulunmaya çağırıyoruz.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

Petrol-İş Sendikası Toleyis Sendikası Kristal-İş Sendikası
Hava-İş Sendikası Tümtis Sendikası Türkiye Deri-İş Sendikası
Tekgıda-İş Sendikası Basisen Sendikası Türkiye Gazeteciler Sendikası

 

      12/18/2009

Agtif GOTURKEY TODEM                               
LiveZilla Live Help