24/01/2011-ILO KÜRSEL DİYALOG FORUMU UZLAŞMA NOKTALARI METNİ

ILO KÜRSEL DİYALOG FORUMU UZLAŞMA NOKTALARI METNİ

Uzlaşma Noktaları

Giriş

ILO’nun 23–24 Kasım tarihlerinde Cenevre’de düzenlemiş olduğu, “Konaklama ve Turizm Sektöründeki Yeni Gelişmeler ve Karşılaşılan Zorluklar ve Bunun İstihdam, İnsan Kaynakları Gelişimi ve Endüstri İlişkileri Üzerindeki Etkisi” konulu Küresel Diyalog Forumu’na hükümet, işveren ve işçi temsilcileri katılmışlardır. Forumun amacı, otel, catering ve turizm sektöründeki gelişmeleri ve bunların istihdam, insana yakışır iş, mesleki beceri, mesleki eğitim, insan kaynakları gelişimi, insan kaynakları yönetimi ilişkileri ve çalışma koşulları üzerindeki etkilerini incelemektir. Forumda üzerinde uzlaşmaya varılan noktalar, İnsana Yakışır İş Gündemi, ILO Temel Çalışma İlkeleri ve Hakları Deklarasyonu’na (1998), Adil Bir Küreselleşme İçin Sosyal Adalet Deklarasyonu’na (2008) ve Küresel İşler Sözleşmesi’ne dayanmaktadır.
Forum aşağıdaki noktalarda uzlaşmaya varmıştır:

1. KONU: Ekonomik Krizin Konaklama ve Turizm Sektörü Üzerindeki Etkisi

1) Küresel ekonominin en büyük ve en dinamik sektörlerinden biri olan konaklama ve turizm sektörü, 2008 yılı ortalarına kadar olan birkaç yılda yaşamış olduğu büyüme sonrasında, ekonomik ve mali krize karşı diğer sektörlere oranla daha esnek bir durum göstermiştir. Diğer daha büyük küresel ekonomiler gibi konaklama ve turizm sektörü de geçen iki yıl içerisinde bazı zorluklar yaşamıştır ve krizin etkisi değişen oranlarda gözlemlenmiştir; bazı bölgeler diğerlerine göre çok daha iyi bir performans yakalamıştır. Kriz sektördeki çalışma biçimlerinde de farklılıklar yaratmıştır. Sosyal diyalog, girişimcilerin, onların işçilerinin ve müşterilerinin çıkarlarını uzlaştırarak bu yeniliklere uyum sağlayabilmenin anahtarı konumundadır.

2.KONU: İyileşme Yolunda-Sektördeki Yeni Eğilimler ve Gelişmeler

2) 2010 yılı için turist sayısında umut verici artışlar görülse de bütün bölgelerde sürekli bir iyileşmenin ancak birkaç yıl sonra gerçekleşebileceği tahmin edilmektedir. Konaklama ve turizm sektörü krizi, sosyal diyalogu yükseltmek, mesleki beceri geliştirmek ve ekonomik iyileşmeyi dolaylı yoldan kolaylaştırmak için bir fırsat olarak değerlendirmelidir. Sektörün ihtiyaç duyduğu mesleki eğitimi sağlanması için hükümetlerin, işverenlerin, işçilerin ve onların temsilcilerini[2] sorumluluk alması önemlidir. 2010 Kasım ayında Seul’da gerçekleşen G20 Zirvesi’nde de kaliteli iş yaratımın küresel ekonomik iyileşmenin merkezinde olduğu ve özel sektör merkezli gelişmenin önemi üzerinde durulmuş ve gelişmenin yatırım, iş ve sosyal koruma odaklı olması gerektiği vurgulanmıştır.

3. KONU: Yeni Mülkiyet Modelleri ve Bunların İşe Alım, Endüstriyel İlişkiler, HRD ve Kalite İhtiyaçları Üzerindeki Etkisi

3)
Konaklama, catering ve turizm sektörünün faaliyette bulunduğu alandaki çalışma biçimleri demografi, mülkiyet, yönetim yapısı, teknoloji ve doğal ve sosyal çevreye bağlı olarak sürekli bir biçimde değişmektedir. Son yıllardaki mülkiyet şekli eğilimine göre sektörün doğrudan sahip olma yerine, artan bir şekilde kiralama (franchising), finansal kiralama (leasing) ve işletme sözleşmeleri şeklinde işlediği görülmektedir. Ayrıca, özel sermaye şirketleri ve gayrimenkul yatırım ortaklıklarının da arttığı görülmektedir. Büyük otel zincirleri bir taraftan kendi asıl işlerinin özel alanlarına odaklanırken bir taraftan da diğer işlerini dış servis sağlayıcılarına ve döndürmekte veya tamamen kiralama (franchises) kanalıyla çalışmakta, böylece de insan kaynakları gelişimi ile daha önce olduğunda daha az miktarda doğrudan ilişki kurmaktadırlar. Bu tip şirketlerin kurumsal sosyal sorumluluk (CSR) politikalarını kendi markalarının adıyla sürdürmelidir ve bu politikaların, ILO’nun Çokuluslu İşletmeler ve sosyal Politika konusundaki üçlü deklarasyonuna ve OECD’nin Çokuluslu İşletmeler İçin Kılavuzu’na ve ayrıca ulusal yasa ve tecrübelere de uyumlu olması gerekmektedir.

4. KONU: Konaklamanın, İşletmelerin ve Tüketimin Çeşitlendirilmesi ve Bunun İşe Alıma, Endüstriyel İlişkiler, HRD ve Kalite İhtiyaçları Üzerindeki Etkisi

4)
Konaklamadaki çeşitlenmeler ve spor, sağlık turizmi, butik otelcilik, geçici daire kiralama, sürdürülebilir turizm paketleri ve diğer alanlardaki gelişmeler iş, sosyal diyalog, insan kaynakları gelişimi ve becerileri üzerinde birçok etkiye sahiptir. Bu çeşitlenme bağlamında:

—Çeşitliliğin artması endüstrinin büyümesini ve mevsimsel değişimlerin azaltılması ve böylece de girişimlerin ve işlerin sürdürülebilirliğinin sağlanması için bir araç olarak düşünülmelidir.

—Hükümetler- konaklama ve catering hizmetleri bağlamında- talep çeşitliliğine cevap verebilecek hizmet çeşitliliğini de kapsamalıdır.

—ILO ve UNWTO (Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü) turizm konaklama ve catering hizmetleri konusunda daha derin bölgesel analizler yapmalı ve bunu yaparken de hükümet dahil olmak üzere konaklama ve turizm sektörü çalışanları ve işverenlerine de danışmalıdır.

—Hükümetler, turizm ve konaklama sektöründe insana yakışır ve verimli işi garanti altına alacak yasal çerçeveleri geliştirmeli ve her ülkenin koşulları ile uygun olacak şekilde hizmetlerin arz ve taleplerine göre adapte etmelidir.

5)Gelişmekte olan piyasalarda da turist sayısında önemli bir artış vardır. İşgücü eğilimleri ve nüfustaki yaşlanma, işgücünün gelişimi için yeni stratejiler ve var olan işçilerin beceri, motivasyon ve çalışma koşullarının geliştirilmesini gerektirmektedir. İleriki zamanlarda, konaklama, catering ve turizm sektöründeki işgücü cinsiyet, etnisite ve yaş profili olarak daha da çeşitlenecektir. Etkili olabilmek için, sektördeki mesleki becerilerin geliştirilme stratejileri, uzun dönemde ulusal büyüme stratejilerinin bir parçası olmalıdır. Mesleki beceri gelişimi, sektörün insan kaynakları ihtiyaçları ve bütün ulusal iş gücü piyasası politikaları birbiri ile bağlantılıdır. Mesleki eğitim ihtiyaçları ulusal, yerel ve işletme seviyesinde ve sosyal diyalog yolu ile tanımlanmalıdır. Sektörün işveren, işçi ve bütün toplumun (özellikle de sektöre ya da onun uzantılarına bağımlı insanlar için) faydasına olacak şekilde sürdürülebilir bir büyüme yaşaması için mesleki becerilerin geliştirilmesi, çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve istikrarlı iş ilişkilerinin kurulması gerekmektedir.

6) Konaklama, catering ve turizm sektörünün başarısı büyük oranda hizmet kalitesine dayanmaktadır ve çalışanların teknik ve mesleki becerilerinin yanı sıra, dil ve iletişim becerileri, nezaket, etik kuralları, sıcakkanlılık, iyi davranış, disiplin, dürüstlük, kendine güven, uyumluluk, yaratıcılık ve dakiklik gibi becerileri gerektirmektedir. Bu becerilerin bazıları da eğitim ile geliştirilebilir.

5. KONU: İnsana Yakışır İşi ve Sosyal Diyalog Vasıtasıyla Sürdürebilir Turizmi Geliştirmek İçin Stratejiler

7)
Önümüzdeki on yılda, sürdürülebilir turizmin de gelişmesiyle birlikte konaklama, catering ve turizm endüstrisinin de önemli bir büyüme yaşayacağı düşünülmektedir. Hükümet, işveren ve işçi temsilcilerinin, sektörün yeni gelişmelerinin yarattığı insana yakışır iş fırsatlarını ve bunların uygulanmasında işyerlerinde karşılaşılan zorlukları göz önünde bulundurması gerekmektedir. Toplu pazarlık da dahil olmak üzere, HCT sektörünün gerçeklerine uygun hale getirilmiş etkili sosyal diyalog yöntemleri işgücü-yönetim ilişkilerini ve böylece sektörün faaliyet alanlarını ve istihdam büyümesindeki potansiyelini geliştirebilir; iş alanlarındaki demografik değişim profillerini belirleyebilir ve sürdürülebilir turizm, beceri geliştirme ve insana yakışır işin gelişimini sağlayabilir. İş ilişkilerini ve insana yakışır işi geliştirebilmek için, HCT sektöründeki yapısal ve coğrafik farklılaşmanın ihtiyaçlarını daha iyi karşılayabilecek, işgücü içindeki kadınlara eşit fırsat tanınmasını ve daha iyi davranılmasını geliştirebilecek ve küçük ve orta boy işletmelerin (SME) sektördeki merkezi rolünü vurgulayabilecek olan alternatif yaklaşımların keşfedilmesi ihtiyacı olabilir.

8) Birçok genç kadın ve erkek iş yaşamına konaklama, catering ve turizm sektöründe başlamaktadır. Birçok ülkede çok sayıda kadının sektörde çalışmaya başlaması eşit iş fırsatı konusunun fark edilmesini sağlamış ve Binyıl Kalkınma Hedefleri’nin cinsiyet konusundaki amaçlarına da yaklaşılmasına katkıda bulunmuştur. Sektörün kadınlar için de çalışma alanları yaratmasının devamını sağlama amacı bütün bir sosyo-ekonomik büyüme planının parçası olarak desteklenmelidir.

9) İnsan kaynakları alanındaki standartlar “insana yakışır iş” geliştirme inisiyatifleri ile desteklenmelidir. Turizm gelişimi için kamu-özel işbirliği çok önemlidir ve sosyal diyalog bu gelişimin müşterilerin, işverenlerin, işçilerin ve bütün bir toplumun çıkarlarını en üst düzeye taşınması için daha cesaretlendirici bir etki taşıyabilir.

10) Çevre meselelerinde, değişen müşteri beklentileri ve davranışları sektöre, tüketim miktarı, etkinlik ve çevresel etki konularındaki imajını ve performansını geliştirme fırsatı vermektedir. Birçok ülkede, HCT sektörü ve onun işletmeleri sosyal gelişme ve yoksulluğu azaltmada kritik konumda görülmektedir. Sürdürülebilir turizm, yeni fikirler ve rekabet avantajları yaratma yollarıyla şirketler ve destinasyonlar (varış noktaları) işletmelere ve sektör içindeki istihdam çevresine karşı olan yaklaşımlarını değiştirebilirler. Çevresel sürdürülebilir kalkınma bütün sanayi ortaklarının ortak sorumluluğundadır ve onların aralarında müzakere edecekleri ve fikir paylaşımında bulunacaklarına dair beklentiler oldukça büyüktür. Bu durum, özellikle de çok büyük uluslararası spor etkinlikleri ve buna benzer etkinliklerde büyük önem taşımaktadır.

11)İşgücü göçü bütün dünyada artan bir seyir izlemektedir ve bu durum birçok ülkede turşzm ve konaklama sektörü gibi sektörler için bir işçi havuzu oluşturmaktadır. Fakat, bu işçilerin mesleki eğitimleri ve bilgileri olmadığında, işçiler yüksek düzeyde sömürüye maruz kalma riskiyle karşılaşmaktadır. Göç alan ülkenin, göç veren ülkenin ve göç eden işçinin yararına olacak potansiyel “kazan-kazan-kazan” çözümleri mevcuttur. ILO’nun İşgücü Göçü Üzerine Çok Taraflı Çerçevesi –işgücü göçüne karşı hak odaklı bir yaklaşım için bağlayıcı olmayan prensipler ve kılavuzlar- hükümetlere, sosyal taraflara ve ortaklara işgücü göçünü düzenleme ve göçmen işçileri koruma konusunda yardımcı olabilir. Özellikle de kriz zamanlarında, HCT sektöründeki yeni gelişmeler ve karşılaşılan zorluklar çerçevesinde göçmen işçilere karşı eşit bir tutum alma büyük bir önem taşımaktadır.

12) HCT sektöründeki sosyal diyalogun ilerletilebilmesi için ILO Temel Çalışma İlkeleri ve Hakları Deklarasyonu’nda (1998) yer alan değerlerin geliştirilmesi gerekmektedir. Bu prensiplerin, HCT işletmecisinin ve mülkiyetin biçimi, şirketin büyüklüğü (özellikle de küçük ve orta büyüklükteki işletmeler) veya işçi ve işveren arasındaki ilişkinin istihdam biçiminden bağımsız olarak bütün ilgili taraflarca desteklenmesi gerekmektedir. Bu prensiplerin ve hakların uygulanması HCT sektöründe “insana yakışır iş”in geliştirilmesine de yardımcı olacaktır. Düşük-ücretli formatlar bazı işletmecilere ve ülkelere yasal rekabet avantajları sağlayabilir ama ulusal kanun ve ILO Temel Çalışma İlkeleri ve Hakları Deklarasyonu’nda (1998) yer alan temel uluslararası işgücü standartları istihdam ve insana yakışır iş konusunda minimum düzeyin yakalanabilmesi için uygulanmalıdır.

13)Forum, turizm sektöründe kolaylıklar yaratma ve pazarlama için hükümetlerin merkezi rolde olduğunu kabul etmiş ve hükümetlerin bunu altyapı ve etkili bir hedef pazarlama sağlayarak yapabileceği kabul edilmiştir. Hükümetlerin ayrıca endüstrinin gelişimi için kritik önemde olan yatırım, iş kanunu, iş sağlığı ve güvenliği, mesleki beceri sertifikaları, güvenlik, sağlık ve ulaşım altyapısı gibi alanlarda da merkezi rolde olduğu belirlenmiştir.

14) İyi yönetilmiş işletme odaklı işçi eğitimleri, mesleki beceri sertifikaları ve performans yönetim sistemleri ile birlikte etkili sosyal diyalog, işçi ve işveren ihtiyaçlarının birbirini karşıladığı bir durum yaratabilir. Mesleki eğitim, mesleki beceri gelişimi ve performans yönetim sistemleri gibi kendi çıkarlarını ilgilendiren konularda işçilerin görüşlerinin alınması çok büyük bir önem taşımaktadır.

6.KONU: ILO’nun Gelecek Faaliyetleri İçin Öneriler

15)
ILO, sektörde sürdürülebilir bir gelişme sağlanması için, UNWTO, OECD ve diğer örgütlerle yakın bir işbirliği yaparak, konaklama ve turizm sektöründeki bütün tarafları (hükümetler, işverenler ve işçiler) desteklemelidir. Bunun için ILO şunları yapmalıdır:

— ilgili yetkilerle müzakere ederek, bölgesel ve küresel düzeyde, özellikle de küçük ve orta boy işletmelerde, sektördeki en iyi tecrübeler hakkında bilgi toplamalı; istihdam, çalışma şartları, ücretler, işletme faaliyetleri ve mülkiyet biçimlerini izlemeli ve analiz etmeli ve sektörün Küresel İş Sözleşmesi ve krizden çıkma konulu çalışmalarında da bu gözlemlere referans vermelidir;

—çalışma Koşulları (Oteller ve Restoranlar) Sözleşmesi’nin (1991-No. 172) onaylanması ve uygulanması için çalışmalı;

—insana Yakışır İş Gündemi çerçevesinde, sürdürülebilir turizmin gelişimi ve yoksulluğun azaltılması için üye devletlere ve sosyal taraflara, kapasite geliştirme de dahil olmak üzere teknik destek sağlamalı ve UNWTO gibi diğer UN kurumları ile de işbirliğini devam ettirmelidir.

—farklı ülkelerde ve bölgelerde, HCT sektöründeki toplumsal cinsiyet meselesinde, turizm odaklı doğrudan yabancı yatırımları ve bunların istihdam üzerindeki etkileri ve CSR konularında, HCT sektöründeki uluslararası çerçeve anlaşmalarının etkileri konusunda, sektörün farklı parçalarındaki istihdam ilişkilerinin doğası hakkında, demografik ve davranışsal değişimlerin uzun dönemde istihdam üzerindeki etkileri hakkında ve kurumsal uygulamalar ve CSR hakkında araştırmalar yapmalı;

—mesleki eğitimin sektörün ihtiyaçlarına ve onun işgücüne bağlı olduğunu kanıtlamak ve işgücü-yönetim ilişkisinin her seviyede gelişmesini ve ilerlemesini sağlamak için HCT sektörü bileşenlerine yardımcı olma amacıyla HCT sektörü sosyal diyalog kanallarıyla insana yakışır iş ve sürdürülebilir turizm üzerine ulusal ve bölgesel seminerler de dahil olmak üzere çeşitli faaliyetler düzenlemelidir.ILO Yönetim Kurulu onayına tabidir.
Bu metinde geçen “işçi temsilcileri” ifadesi, 1971 (3 No’lu) İşçi Temsilcileri Konvansiyonu’nun 3. maddesindeki tanımı ifade etmektedir. Buna göre:

Bu Konvansiyon’un amacı doğrultusunda, “işçi temsilcileri” terimi, ulusal yasalarca ya da uygulamalarla tanınan, (a) sendika temsilcileri, yani, sendikalarca ya da sendikaların üyeleri tarafından seçilen kişilerdir veya (b) seçilmiş temsilciler, yani, ulusal yasalara veya düzenlemelere veya toplu sözleşmelere uyumlu olacak şekilde işçilerin temsilci olarak seçtiği kişilerdir ve bu kişiler, özellikle sendikalara tanınmış ayrıcalıklı alanlara ilişkin faaliyette bulunamazlar.

Agtif GOTURKEY TODEM                               
LiveZilla Live Help