14/03/2012 7-8 Mart Güncesi / Hüzün Yücel

- 8 Mart Güncesi
Türkiyede "İnsan Hakları İhlalleri"nin tartışıldığı bir dönemde, "Kadına yönelik şiddet"i konuşmak ne kadar doğru olur bilmiyorum. Özellikle son yıllarda "kadın" ve "şiddet" olgusunu yan yana görmek, sıkça rastladığımız sıradan bir olay olarak karşımıza çıkıyor.
Gazetelerin 3. Sayfa haberleri olarak karşımıza çıkan "şiddet" aslında tüm dünyada kadın olmanın zorluğunu ortaya koyuyor. Yani yaşadığımız evrende "kadın" olmak çok zor.
Durum buyken bizlerde buralardan "şiddete hayır", "kadına uzanan eller kırılsın" vs, vs. gibi sloganlarla, yürüyüşlerle "şiddeti (!)" kınıyoruz.
Bu zorluklar ve zorlukları aşmak ile ilgili çalışmalarımız sürerken, geçtiğimiz hafta benim için çok özel olan bir davet aldım. Davet TOLEYİSten geldi. TOLEYİS Türkiyenin önemli domino taşıdır. Dahası da turizm sektörünü elinde tutan, yön veren, turizm çalışanlarının özlük hakları konusunda ciddi çalışmaları olan ve örgütlenme konusunda da çok ciddi bir Sivil Toplum örgütüdür.
Durum böyle olunca ve oyuncu dostum Nuray Kanal beni arayınca hiç tereddüt etmeden daveti kabul ettim. TOLEYİS 7 10 Mart tarihleri arasında "kadına şiddet"i Kıbrıs"ta tartışacaktı.
Çok güzel bir organizasyonla TOLEYİS yöneticileri ve TOLEYİSli kadınlarımızla birlikte 7 Mart sabahı Atatürk Havalimanında buluştuk. Uçak lafı geçince kim korkmaz ki… Hele de benim bu anlamda fobim olunca dizlerim havalimanında titremeye başladı. Neyse ki Sevgili Nuray Kanal yanımda oturdu ve ne olduğunu anlamadan Ercan Havalimanı’na iniverdik. Kıbrıs serüvenimizde bu dakika itibariyle başladı. TOLEYİS beraberinde götürdüğü tüm kadınların en güzel şekilde ağırlanması için ETS ile anlaşmıştı.
ETS bizi havalimanında çok profesyonel bir ekiple karşıladı. Yaklaşık yarım saatlik otobüs yolculuğunun ardından konaklayacağımız 5 yıldızlı otele geldik. Ben yıllardır haber peşinde koşan bir gazeteciyim. Sonradan da televizyon habercisi olduk ama buraya geliş nedenim gazeteci kimliğimden çok, "şiddeti" anlattığım romanım oldu. Mesleğim icabı da birçok konferans, panel, söyleşi ve buna benzer organizasyonları takip ettim. Genellikle sıkıcı olurlar ve katılımcılar uyuyuverirler. Sizi dikkatle dinleyen çok az katılımcı bulursunuz. İlk başta öyle organizasyonlardan biri sandım ve etrafımda olan bitenleri kenardan izlemeye çalıştım.
Baştan söylediğim gibi ETS arı gibi çalışıyordu ve çok sistemli bir şekilde davete katılan kadınlarımızı odalarına yerleştiriyordu. Bütün bunlar olurken bende dışarıda sigara molası verdim. Otel kapısında TOLEYİS Genel Başkanı Cemail Bakındı Bey ve güler yüzü ile içimizi ısıtan Teşkilat Dairesi Müdüresi Hülya Özdemir ile koyu bir sohbete daldık.
Şaşırdım, çünkü o kadar sıcak bir sohbetti ki, daha önceki organizasyonlarla karşılaştırdığımızda dağlar kadar fark olduğunu gözlemledim. Kendi kendime de "acele karar verme, daha bunun yarını var, bakalım panelde bu kadar sıcak ortam olacak mı?" diyordum. Genel başkandan izin isteyip odama çıktım. Biraz dinlenmek istedim. Vale beni kalacağım odaya getirdi. Kapıdan içeri girdiğimde ikinci şaşkınlığı yaşadım. Çünkü dinlenme masasında kocaman bir çiçek demeti, bir şişe şarap ve meyve sepeti vardı. Böyle bir manzara karşısında kim kendini özel hissetmez ki?
8 Mart sabahı hepimiz güzelce giyindik kuşandık, kahvaltı salonuna indik. Program 09.00da başlayacaktı. Nuray Kanal ile birlikte koştura koştura panel salonuna geldik. TOLEYİSin tamamı erkeklerden oluşan tüm yönetim kurulu üyeleri de tam kadro ordaydı. Bu arada Kıbrıs Kamuİşi unutmamak gerekiyor. Genel Başkan Sami Dilek, yönetim kadrosu ve tüm üyeleri bizlerin Kıbrısta rahat etmemiz, resmi ziyaretlerde bulunmamız ve Kıbrısı panoramik de olsa tanıtmak için olağanüstü çaba sarf ettiler. Hele de kendi aralarındaki deyimiyle "yaşlı kurt" yani Kamuİşin Genel Danışmanı Hasan Değirmencioğlu’nun katkılarını ve çabalarını unutmamak gerekiyor. Yürekten teşekkür ediyorum kendi adıma…
Kapıda bekleyişimiz Başbakan İrsen Küçük, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Şerife Ünverdi ve Ulusal Birlik Partisi Güzel yurt Milletvekili Ahmet Çaludanın gelişiyle sona erdi. Hep birlikte salona geçtik ve tören başladı. "8 Mart Emekçi Kadınlar Günü"ne özel konuşmalar yapıldı ve ödül törenine geçildi. Özellikle yazdığım "Yasaklı Apartman" romanımla ilgili ödül alanlar arasında olmam beni son derece mutlu etti. Dahası onur duydum ve tarifi imkânsız haklı bir onurdu benimkisi…
Ödül töreninin ardından panele geçildi ve "şiddet" konuşuldu. Cumhuriyet Yazarı Miyase İlknurun kendine özgü sokak dili anlatımıyla "Kadına yönelik şiddet" ve anılarıyla dinleyen sendikalı kadınlarımızı büyüledi. Posta Yazarı Yazgülü Aldoğan ve Sabah Gazetesi Yazarı Meliha Okurun feminist yaklaşımıyla "şiddet" ve onların da anılarıyla panel sıkıcı olmaktan uzak keyifli bir hal aldı. Ulusal Kanalın program sunucusu Esin Ergenç Turhanında "şiddet"i politize ederek yorumlaması da paneli renklendirdi. Dikkat çekici bir başka konu ise TOLEYİS ve Kamuİş yöneticisi erkeklerin yaklaşık 3 saat süren paneli pür dikkat izlemesiydi. Bu da bana göre "şiddet" konusunda erkeklerinde artık kadınların yanında yer almasıydı ve "erkek farkında lığının" oluşmasında önemli bir olgu olduğunun kanıtıydı.
Panel çıkışı gerek her iki sendikanın kadın üyeleri ve Ulusal Birlik Partisinde aktif siyaset yapan kadınlar kitabıma büyük ilgi gösterdi. Yanımızda götürdüğümüz kitaplar yetmemişti ve herkes benden kitap istedi. Hem yazdığım romanın bu kadar büyük ilgi göstermesi, hem de Kıbrısta kitap okuma alışkanlığının çok yüksek olması beni ayrıca mutlu etti. Panelin ardından KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlunu TOLEYİS ve Kamuİş yöneticileriyle birlikte ziyaret ettik. Sayın Eroğlunun bir gün önce doğum günüydü ve TOLEYİS Genel Başkanı Cemail Bakındı bunu unutmadı. Yanımızda getirdiğimiz pasta sürpriziyle Sayın Eroğlu’nun doğum gününü birlikte kutladık. Nice yıllara Cumhurbaşkanım…
Evet değerli dostlarım ben size unutamayacağım kadar güzel ve bir o kadar da onur duyacağım çok özel iki günü anlattım. Buradan çıkardığım sonuç şu oldu. Böylesine güçlü iki sendika ve onların yöneticileri aktif çalıştığı sürece gerçekten "şiddet" ve "kadın" olgusu yan yana gelmeyecek. Tarihin en derin ve en ücra raflarında yerini alacak. Teşekkürler TOLEYİS, teşekkürker Kamuİş ve teşekkürler Kıbrısın güzel kadınları…
Not: Bu iki günlük geziye damgasını vuran en önemli olay Sayın Bakındının 2 yaşındaki torunu Esila oldu. Başbakan ve Bakındı kürsüdeyken Esila dedesine seslendi:
- Dede, dede çabuk in oradan aşağına, senin ne işin var orada.
. Küçük kızın bu sözleri katılımcıları ve bürokrasinin ağır toplarını güldürdü ve Kıbrıs gezisine damgasını vurdu.
www.turkhaberler.net /
14.03.2012

 

LiveZilla Live Help